21 Temmuz 2009 Salı

Devam...

Bazı şeyleri yeni anlıyorum.
İnsan olmanın verdiği bazı zorlukları.
Bunları yaşamayacak kadar çocuk olduğumdan değil,
bunlara takılmayacak kadar güçlü olduğum için.
Diğer insanların ne denli zayıf olduklarını kabul etmediğim için.

Kabul etmenin karşımdakine karşı küçük düşürücü olduğunu düşündüğüm için.

Yeni anlıyorum.

Karşımdaki insanları benimle aynı seviyede düşündüğüm için.
Politikayı kalbime bir şekilde dokunan insanlar haricindekilere uyguladığım için.
İnsanların daima güçlü gözükmeye ihtiyaç duyduklarını bilmediğim için.
Samimiyetin bile yalanlar barındırabileceğini kabul etmediğim için.

Yeni anlıyorum.

Bir olmanın zor olduğunu.
Bu zorluğun bireylerin benliklerinden geldiğini yeni anlıyorum.

İnsanın söylediklerini yapmasının, yaptıklarını söylemesinin,
bütün bunları yalınca ifade etmesinin nedenli zor olduğunu

Yeni anlıyorum.

Tek bir zayıflığım varmış bilmediğim yada bilipte kabul etmediğim.

Oda yalnızlıkmış.
Onuda yanlış tanımışım dostummuş meğer.

Hepsini yeni anladım .
Anlamaktan çok kabul ettim.

Bütün bunlar benim için çok yeni .


Çünkü ben bütün bunlara takılmayacak kadar güçlüymüşüm.
Bunuda yeni anladım.

Şimdi hepsinin tadını çıkartıyorum....




Bunları kendim mi keşfettim sanıyorsunuz ?

Hepsini psikoloğum söyledi.

Nerede aramalı ?

Huzuru nerede aramalı ?

Suskunlukta mı ?
Sadelikte mi ?
Yoksa yalnızlıkta mı ?

Mutluluğu nerede aramalı ?

Gönülde mi?
Beyinde mi ?
Hayatta mı ?

Kelimelerin anlatamadığını ne anlatır ?
Duyguların veremediğini ne verir ?
Zamanın saramadığını ne sarar ?

Tutamadığın nefesin peşinden ağlamalı mı ?
Eremediğin yardan yana soğumalı mı ?
Sayamadığın andan yana küsmeli mi ?

Veremediğinden dolayı gitmeli mi ?

Bunları bulmak zorundamıyım ?

Hayır hayatım kendi çözümlerini zaten üretiyor.