Eve geldiğinde fazla birşey ile ilgilenmek istemedi. Bir süredir üzerinde olan boşvermişlik halen etkisini koruyordu.
Televizyon ile vakit geçirmeyi tercih etti. Akvaryumun ışığını yakıp hayvanın yeterince güneşlenmesini sağladıktan sonra duraksamadan ani bir şekilde boş tabağa uzanıp aldı. Şaşırtıcıydı ki hayvan ürkmemişti bile. Yeniden tabağı doldurup yerine koyarkende aynı yöntemi izledi. Sonuç şaşırtıcıydı. Yemeğini yemesi için onu yalnız bıraktı ve birşeyler atıştırmak üzere mutfağa döndü. Son birkaç gündür kaçırdığı kantar topuzu git gide rahatsız ediyordu onu. Bir işaret bekler gibiydi, Sanki bir olayın beklentisi içerindeydi, hani " şu olsun sonra " cümlesi için gerekli bir tetikleme gibiydi.Yemeğini isteksizce tüketti. Çevresine bakıp sınırdaki karmaşa içerisindeki düzene göz gezdirdi. İçinden hala birşey yapmak gelmediği için uyku tulumuna girip isteksizce uyumaya çalıştı. Zamanın geçmesini istesede dinlenmeyi ve ertesi günkü işleride düşündüğünden gözü saatte takılı olarak ne kadar uyuyabilirse o kadar uyudu. Saat gece yarısını bulduğunda operasyon için işyerine gitmesi gerekiyordu. Kullanacağı ekipmanı hazırlamayı erteledi. Onun yerine bitmek tükenmek bilmez bezginlik içerisinde uyku tulumuna sarılıp gözlerine kadar çekti ve bir peçenin ardından izler gibi televizyona daldı.
Bir süre sonra bir ses ile içine girdiği halden uzaklaştı. Akvaryumdan gelen ses üzerine artık hayvan ile ilgilenmesi gerektiğini fark etmişti. Kalkıp akvaryumun yanına gitti. Ani bir hareket ile hayvanı kavradı.
Korkmuş gözükmüyordu aksine gayet sakindi. Parmağını başının üzerinde boydan boya gezdirmeye başladığında gözlerini kapatan hayvan ağızını açmış ve boynundan yukarısını gerginleştirip beni sev dercesine uzanmıştı. İnce narin yapısına bu gerginliği ve uzun vücudu ile alabildiğine çekici gözüküyordu.
Hayvana her ne kadar soğuk yakıştırması yapılsada bir seksapeli olduğuna inanıyordu. Sonuçta yürüyüşünden duruşuna kadar kendine has bir vakurluk ve gövde gösterisi mevcuttu. Henüz yavru olmasına rağmen sanki küçültülmüş ölçekte bir yetişkin yada uzaktan izlenen bir ergin edasındaydı. Vahşi hayvanın elinde gayet rahat bir şekilde otururcasına durması hoşuna gitmiş , sevdikçe keyif ile aralanan ağızından pembe kısımları görmesi değişik bir tür sempati duymasına nedne olmuştu. Göğüsüne yaklaştırıp başının üzerini öptü. Sonra boynuna yakın bir şekilde yerleştirip ısınması için kafasını ona yasladı. Boynu ile geniş omzu arasında kendine yer bulan hayvan sessizce oraya yerleşti.kıpırdamadan durmasının verdiği cesaret ile yediklerinin artıklarını tepsisi ile kaldırdı. Bulaşıklarını yıkayıp tekrar salona döndüğünde içinden sadece yatmak geçiyordu. Tekrar uyku tulumunun altına girdi. Onu bir battaniye gibi kullanmayı tercih ediyor ama fermuarını tam açmadığı için her seferince ufak mücadeleler sergiliyordu. Hayvanı boynundan alıp göğüsüne yerleştirdi. elini üzerine kapatıp huzurlu uykusunu kesmemesini sağladığında fark ettiği birşey oldu. Her ne kadar soğukta üşümesede rüzgar için aynı şeyi söyleyemezdi. Rüzgar ile gerçekten kendini kötü hissedebiliyordu ve şuanda ciğerlerine giden soluk borusunda yanma olduğunu fark etti." Sanırım üşüttüm , hemde sağlam " diye söylendi.
Sabah işe tekrar döndüğünde tuhaf bir biçimde enerjikti.Gerçi operasyondan sonra buraya geri döneceğini düşünmemişti. Soğuk havada belki yanıltıcı bir his bile olsa performansının arttığını ve dinçleştiğini hissetmek onda yine bu dünyaya ait olmadığı hissini yarattı.Durum ne olursa olsun yine buradaydı. Her zamankinden daha spor giyinmiş, neşesi üst seviyelere ulaşmış şekilde çevrede dolanıyordu. Bu ruh halinde birazda iyi geçen gece operasyonunun etkiside vardı. Hatta tuhaftır ki normalde onun uzmanlıklarını kale almayan iş arkadaşları bile dün geceki operasyonda uzun bir süre onunla konuşup yapılacakları belirlemek ve analiz için uğraşmışlardı.
Egosu ister istemez okşanmış hatta belkide biraz hak ettiğini almış hissediyordu. Yinede sabahın körüne ayarlanmış bir toplantı aslında şuan için istediği son şeydi. Yinede sakin kaldı ve bunuda avantaja çevirip çeviremeyeceğini düşünmeye odaklandı.
Toplantının ertelenmesi boşuna gelmesinden dolayı canını sıksa da ,ona yüzyüze görüşmede markaj yapma şansı sağlamıştı. Aslında olması gerekenin ve yapılması gerekenin nasıl gerçekleştirilmesini gösterme şansıydı elindeki ve oda bunu kullandı
Yarım saat kadar sonra önünde yeni bir modelleme ve daha farklı bir stratejik yaklaşım vardı. Elde ettiği bilgileri ve kurduğu yeni oyun stratejisini sorumlu müdürü ile paylaştığında sorumlu müdür telefonun ucunda ağızını kapatmaya çalışmaktan başka birşey yapamadı. Yaptıkları ile git gide operasyonların içinde sınırlı sorumluluğunu fikir bazında yükseltiyor ve kendi yükselişinin sessiz darbesini hazırlıyordu. Yükselmeye çalışırken unutmaması gereken şey ayağını bastığı balçığa kendisini taşıma adına fazla güvenmemesiydi.
Az önce attığı adımların destekleyici yan planlarını gözden geçirirken işini bitirmiş olduğu dizüstünü toparlamaya başladı. Aklında en az iki ayrı alternatif plan daha oluşmuştu. Şimdi duruma yada işin gidişatındaki eğime göre konumunu koruyabileceğini düşündü alternatifleri vardı. " Düşünmek yetmez , emin olmalıyım " diye geçirdi içinden. Çantasını alıp emin adımlarla masasında uzaklaşırken çevresindekilere farklı bir elektrik yaydığını hissetti. Karizmasındaki bu artışın tek sebebinin edindiği başarının verdiği özgüven olduğunu bilmek onu keyilendiriyordu. Yüzünde yine o çarpık gülümsemesi belirmişti. Bakışları cam asansörün dışına kayarken göz ucu ile tam önünde durup onu dikkatle süzen genç kızı seyrederek çoktan şarkısını mırıldanmaya başlamıştı.
Bazıları anlamını sordu. Bazıları üzerinde bile durmadı. Milyarların paylaştığı bir ortamda o hep eşsiz olmaya çalışsada genellemelere kurban gitti.Oysaki kafasında şunlar yankılanıyordu "İnsan olmanın onuru için . Eşsizliğin gerçek anlamını yaşamak için........ Gerçek nedir ? Gerçekte nedir ? Ya siz ?
11 Mart 2010 Perşembe
10 Mart 2010 Çarşamba
İş başında 5
Şirkete geldiğinde hala aklında kelebekler uçuşuyordu.
Kendince edindiği disiplinle zihnini odaklanmaya zorlasada kendini gülümsemekten ve şükretmekten alıkoyamıyordu.
Masasına oturduğunda sanki zamanda bir kırılma yaşadığını hissetmişti.Olan bitenlerle kendini bir anda daha pozitif ama farklı yada yabancı olacak kadar pozitif bir akıştan devam ederken buldu.
Çevresine baktı .Geldiğini kimse farkında değildi. Aslında farkında olup tepki vermemeyi seçmişlerdir diye düşündü.Arkasından küçük hatalarını bile raporlayacaklarını bildiğinden izinli olarak hareket ettiği için kendini tebrik etti.
Aslında içinden hiçbir iş yapmak gelmesede bundan gocunmuyordu. Projede üzerinden yük kalkmış, her nekadar kendi sorumluluğunda olmasada stratejik bazı bilgilerin değerlendirmesini yapıp gerekli yerlerle paylaştığı için psikolojik olarak konumunu güçlü tutmuştu. Sandalyede arkasına yaslandı ve ekrana bakarken çok farklı şeyleri düşünmeye başladı. Sandalyenin biraz laçkalaşması dikkatinden kaçmamıştı. Sanırım vermesi gereken kiloları olduğunu artık eşyalar doğaları ile yüzüne vuruyorlardı.
Öğle yemeğine çıktığında alıştığı şeyleri yapmaktan gocunmadı. Sanki bu tür küçük alışkanlıklar hayatının kontrolünü sağlamakta ona destek ve güven veriyordu. Sürüklenmekten bıkmış bir insanın kararlarınında katı ve kesin olması gerektiğini savunurdu. Bunu da kendi hayatında kontrolü elinden bırakmayarak uygulardı. Yemek faslı her zamanki gibi geçmişti. Sadebir yemek , sabit hızda tüketim. Göz teması olmaksızın, sohbet olmaksızın. Yinede öğle saati günün en sevdiği saatiydi çünkü tüm gün çalıştığı o yapay ışıklandırmalı hangardan sonra açık havada olmak ve bu saati beklemek ona moral ve motivasyon olarak oldukça iyi geliyordu.
Bahçeye çıktığında kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı. Kurşuni hava ona yine yoğun duygular pompalıyordu.
İçinde fazla birşey kalmadığını düşünerek düşünceleri sanki eli ile itermiş gibi çıkartıp attı aklından. Bahçenin girişinde iken bir göz gezdirdi çevresine. Ayaktaki insanları , grupları görmek gayet alışıldıktı.
Onlara dahil olmaksızın kendine kalmayı düşündü. en azından gerçekten sohbet etmek isteyeceği biri gelinceye kadar. Sakin bir şekilde tentenin dışındaki tahta sıralara yöneldiğinde yağmurdan dolayı ıslak olduklarını fark etti.Gerçi dert değildi, her ne kadar göze batsada gençliğinde yaptığı gibi sıranın sırt kısmına tünemeyi uygun buldu. çevresine son bir kez baktı ve telefonu eline alıp müziği açtı. Kulaklıklarını taktığında sanki bir kapıdan geçmiş ve çevresindeki herşeyi bir ekrandan izliyordu. en azından bu hisse kapılmıştı.
Eşikten geçmeden önce fark ettiği son şey çevresindeki herkesin üşüdüğü ama sadece sigara içmek için dışarı çıktığı idi. Müzik eşliğinde insanları incelemeye odaklandı. içindeki müzik ve kulağındaki ile gördüklerinin senkronu oldukça değişik bir panaroma sunuyordu hayattan. Bunda birazda dinlemeyi tercih ettiği türlerinde ve parçalarında etkisi vardı. Yinede gördüklerini sadece incelemeyi tercih ediyordu .İnceleme yapmak dışındaki zamanlarında bu şekilde bir sosyal topluluk arasında bulunmak onu rahatsız etsede şuanda arka bahçede yürüyüşe çıkıp tamamen yalnız kalmakda işine gelmiyordu. Arada bir bile olsa güzel giyimli bayanların seksi görünümlerini göz ucu ile takip etmenin hormonlarını dürtüklemeye yeteceğini düşündü.
"İş çıkmaz " dedi kendi kendine. iş yerinden hiçbir kadına dişi olarak yaklaşmayacağını kendine şart koymuştu. Böylelikle çıkabilecek çatışma ve sorunlardan uzak durduğu gibi aklınıda temiz tutabiliyordu. Kendi kendine birazda itirafta bulunmuyor değildi hani. Bu ortamdaki yada benzerlerindeki kadınların kendilerini sınıf olarak yüksekte görmeleri onu hem kızdırıyor hemde iğrendiriyordu.Şiddetle red ettiği şeyin sebebi aslında farklıydı ve bunu biliyordu.
Kızması aslında kendine idi. Belkide cahil , sığ ve vurdum duymaz olmayı istemeliydi. Acınası bir hayatı kesinlikle yoktu ama bir yıldız gibide parlamıyordu. Gerçi onun yıldız tanımıda herkese göre farklıydı. Yapılabilecek birşey olmasada , değişecek hiç birşey , yinede isteyebilirdi sıradan olmayı, kaçışı olurdu belkide. Diğer yandan farkındalılığın acısını çektiğinide biliyordu ve bundan dolayı gururulanmıyor veya güçlenmiyorda değildi. Acılarının yada kayboluşlarının bir tür uyanışa giden yolda olduğunu ve "fazlasını istiyorsan bedelini ödersin" kuralına uyduğunu da kabullenmişti. Bütün bunlar gözünde kült bilimkurgu filminin ünlü sahnesi canlanmasına neden olmuştu
Kırmızı mı, mavi mi ?
"Bu düşünceye dalmak için doğru zaman değil" diye takrarladı içinden. Tekrar iş başına dönmek için güvenlikten geçerken aklına hep aynı konular hakim oluyordu.
Sırada ne olduğunu merak ediyordu. Evet fark ettiği buydu. Bir sonraki olacak olan hayatını olumlu mu olumsuz mu etkileyecekti. Daha doğrusu olumsuz olsa bile çevirebilecekmiydi ? Bunları düşünerek boşluğa bakarak ve bir robotmuşçasına cam asansöre bindi.
Önündeki ufak tefek kızı alansal olarak boğmamak için kendini cama yapıştırmıştı. Kimse ile göz göze gelmek istemiyordu. Nerede ise soluğunu bile tutuyordu. O küçücük alanda sosyalleşmek istemedi...
İşten çıktığında otoparka yürümek bir kurtuluş yolu, gün filminin finaline uzanan bir sahne gibiydi. Bazen saatlerin geçmesini sırf bu yüzden istiyordu, bu ana ulaşmak için. Her ne kadar ağırdan alıp jeneriğe fırsat tanımayı düşünsede, bir an evvel oradan uzaklaşmak geçiyordu içinden. Arabasına, güvenli ve artık kimseye hesap vermeyeceği alana dönmek istiyordu. Çıkıştaki hafif rampaya yönelirken onu gördü. Bu ortamda nadir olarak beğendiği ve göreceli olarak mütevazi gözüken bir kızlardan biriydi. Üzerinde durmak istemedi bu anın , selam vermekle yetindi. Gülümsemeyle birlikte aldığı karşılık içini bir yeni yetme gibi ısıtsada kendini koyuveremeyeceğini biliyordu. Yoluna devam etti.
Aklındakilerle yürüdü otoparka, arabasına.
Arabanın kapısını kapatana ve müziği açana kadarda herşey asılı kaldı içinde, aklında ......
Kendince edindiği disiplinle zihnini odaklanmaya zorlasada kendini gülümsemekten ve şükretmekten alıkoyamıyordu.
Masasına oturduğunda sanki zamanda bir kırılma yaşadığını hissetmişti.Olan bitenlerle kendini bir anda daha pozitif ama farklı yada yabancı olacak kadar pozitif bir akıştan devam ederken buldu.
Çevresine baktı .Geldiğini kimse farkında değildi. Aslında farkında olup tepki vermemeyi seçmişlerdir diye düşündü.Arkasından küçük hatalarını bile raporlayacaklarını bildiğinden izinli olarak hareket ettiği için kendini tebrik etti.
Aslında içinden hiçbir iş yapmak gelmesede bundan gocunmuyordu. Projede üzerinden yük kalkmış, her nekadar kendi sorumluluğunda olmasada stratejik bazı bilgilerin değerlendirmesini yapıp gerekli yerlerle paylaştığı için psikolojik olarak konumunu güçlü tutmuştu. Sandalyede arkasına yaslandı ve ekrana bakarken çok farklı şeyleri düşünmeye başladı. Sandalyenin biraz laçkalaşması dikkatinden kaçmamıştı. Sanırım vermesi gereken kiloları olduğunu artık eşyalar doğaları ile yüzüne vuruyorlardı.
Öğle yemeğine çıktığında alıştığı şeyleri yapmaktan gocunmadı. Sanki bu tür küçük alışkanlıklar hayatının kontrolünü sağlamakta ona destek ve güven veriyordu. Sürüklenmekten bıkmış bir insanın kararlarınında katı ve kesin olması gerektiğini savunurdu. Bunu da kendi hayatında kontrolü elinden bırakmayarak uygulardı. Yemek faslı her zamanki gibi geçmişti. Sadebir yemek , sabit hızda tüketim. Göz teması olmaksızın, sohbet olmaksızın. Yinede öğle saati günün en sevdiği saatiydi çünkü tüm gün çalıştığı o yapay ışıklandırmalı hangardan sonra açık havada olmak ve bu saati beklemek ona moral ve motivasyon olarak oldukça iyi geliyordu.
Bahçeye çıktığında kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı. Kurşuni hava ona yine yoğun duygular pompalıyordu.
İçinde fazla birşey kalmadığını düşünerek düşünceleri sanki eli ile itermiş gibi çıkartıp attı aklından. Bahçenin girişinde iken bir göz gezdirdi çevresine. Ayaktaki insanları , grupları görmek gayet alışıldıktı.
Onlara dahil olmaksızın kendine kalmayı düşündü. en azından gerçekten sohbet etmek isteyeceği biri gelinceye kadar. Sakin bir şekilde tentenin dışındaki tahta sıralara yöneldiğinde yağmurdan dolayı ıslak olduklarını fark etti.Gerçi dert değildi, her ne kadar göze batsada gençliğinde yaptığı gibi sıranın sırt kısmına tünemeyi uygun buldu. çevresine son bir kez baktı ve telefonu eline alıp müziği açtı. Kulaklıklarını taktığında sanki bir kapıdan geçmiş ve çevresindeki herşeyi bir ekrandan izliyordu. en azından bu hisse kapılmıştı.
Eşikten geçmeden önce fark ettiği son şey çevresindeki herkesin üşüdüğü ama sadece sigara içmek için dışarı çıktığı idi. Müzik eşliğinde insanları incelemeye odaklandı. içindeki müzik ve kulağındaki ile gördüklerinin senkronu oldukça değişik bir panaroma sunuyordu hayattan. Bunda birazda dinlemeyi tercih ettiği türlerinde ve parçalarında etkisi vardı. Yinede gördüklerini sadece incelemeyi tercih ediyordu .İnceleme yapmak dışındaki zamanlarında bu şekilde bir sosyal topluluk arasında bulunmak onu rahatsız etsede şuanda arka bahçede yürüyüşe çıkıp tamamen yalnız kalmakda işine gelmiyordu. Arada bir bile olsa güzel giyimli bayanların seksi görünümlerini göz ucu ile takip etmenin hormonlarını dürtüklemeye yeteceğini düşündü.
"İş çıkmaz " dedi kendi kendine. iş yerinden hiçbir kadına dişi olarak yaklaşmayacağını kendine şart koymuştu. Böylelikle çıkabilecek çatışma ve sorunlardan uzak durduğu gibi aklınıda temiz tutabiliyordu. Kendi kendine birazda itirafta bulunmuyor değildi hani. Bu ortamdaki yada benzerlerindeki kadınların kendilerini sınıf olarak yüksekte görmeleri onu hem kızdırıyor hemde iğrendiriyordu.Şiddetle red ettiği şeyin sebebi aslında farklıydı ve bunu biliyordu.
Kızması aslında kendine idi. Belkide cahil , sığ ve vurdum duymaz olmayı istemeliydi. Acınası bir hayatı kesinlikle yoktu ama bir yıldız gibide parlamıyordu. Gerçi onun yıldız tanımıda herkese göre farklıydı. Yapılabilecek birşey olmasada , değişecek hiç birşey , yinede isteyebilirdi sıradan olmayı, kaçışı olurdu belkide. Diğer yandan farkındalılığın acısını çektiğinide biliyordu ve bundan dolayı gururulanmıyor veya güçlenmiyorda değildi. Acılarının yada kayboluşlarının bir tür uyanışa giden yolda olduğunu ve "fazlasını istiyorsan bedelini ödersin" kuralına uyduğunu da kabullenmişti. Bütün bunlar gözünde kült bilimkurgu filminin ünlü sahnesi canlanmasına neden olmuştu
Kırmızı mı, mavi mi ?
"Bu düşünceye dalmak için doğru zaman değil" diye takrarladı içinden. Tekrar iş başına dönmek için güvenlikten geçerken aklına hep aynı konular hakim oluyordu.
Sırada ne olduğunu merak ediyordu. Evet fark ettiği buydu. Bir sonraki olacak olan hayatını olumlu mu olumsuz mu etkileyecekti. Daha doğrusu olumsuz olsa bile çevirebilecekmiydi ? Bunları düşünerek boşluğa bakarak ve bir robotmuşçasına cam asansöre bindi.
Önündeki ufak tefek kızı alansal olarak boğmamak için kendini cama yapıştırmıştı. Kimse ile göz göze gelmek istemiyordu. Nerede ise soluğunu bile tutuyordu. O küçücük alanda sosyalleşmek istemedi...
İşten çıktığında otoparka yürümek bir kurtuluş yolu, gün filminin finaline uzanan bir sahne gibiydi. Bazen saatlerin geçmesini sırf bu yüzden istiyordu, bu ana ulaşmak için. Her ne kadar ağırdan alıp jeneriğe fırsat tanımayı düşünsede, bir an evvel oradan uzaklaşmak geçiyordu içinden. Arabasına, güvenli ve artık kimseye hesap vermeyeceği alana dönmek istiyordu. Çıkıştaki hafif rampaya yönelirken onu gördü. Bu ortamda nadir olarak beğendiği ve göreceli olarak mütevazi gözüken bir kızlardan biriydi. Üzerinde durmak istemedi bu anın , selam vermekle yetindi. Gülümsemeyle birlikte aldığı karşılık içini bir yeni yetme gibi ısıtsada kendini koyuveremeyeceğini biliyordu. Yoluna devam etti.
Aklındakilerle yürüdü otoparka, arabasına.
Arabanın kapısını kapatana ve müziği açana kadarda herşey asılı kaldı içinde, aklında ......
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)