Bende yaşamak istiyorum yaaa.
Deniz kenarına gidip dalga sesi dinlemek istiyorum.
Gri gökyüzü altında balıkçı kazakla oturup rüzgarı yüzümde hissetmek istiyorum.
Yüzüme su zerreleri gelsin.
Köpeğim kumları eşelesin istiyorum.
Kulubeme dönüş yolunda ıslak ot ve kekik kokularını almak istiyorum.
Şöminemdeki ateş dışına duyacağım tek sesin radyo tiyatrosu olmasını istiyorum.
Düz bir masanın pencere kenarında düz bir sandalye ile beni beklemesini , dolma kalemimin kağıdın üzerinde gezerken hışırdamasını istiyorum.
Fincanımın emayeden olmasını, kahvemin ateşte pişmesini istiyorum.
Postacıdan mektup beklemenin heyecanını istiyorum.
Köyün uzakda olmasının tadına varmak , kahvaltıda ekmeğimi kendim yapmak istiyorum.
Ben hep böyle yaşamak istiyorum ve beni böyle yaşarken kabul edecek bir eş istiyorum.
Kitap okumak, okurken karşılıklı gözlüklerin üzerinden bakıp kesişmek istiyorum.
Hırssız yaşamayı göze alabilecek bir insan istiyorum.
Sanırım ben çok şey istiyorum....
Bazıları anlamını sordu. Bazıları üzerinde bile durmadı. Milyarların paylaştığı bir ortamda o hep eşsiz olmaya çalışsada genellemelere kurban gitti.Oysaki kafasında şunlar yankılanıyordu "İnsan olmanın onuru için . Eşsizliğin gerçek anlamını yaşamak için........ Gerçek nedir ? Gerçekte nedir ? Ya siz ?
16 Kasım 2006 Perşembe
Zamandan tasarruf
Bu gün yeni bir kavramla tanıştım.Aslında çokda yeni değil ama ikinci defa fırınlanmış simit kıvamında bir yenilik bu.Zamandan tasarruf diyorlar.Bu öyle bir kavram ki her yere uyarlanabiliyor.Örneğin sevgilinizi zamandan tasarruf adına aldatabilirsiniz.İşinizi zamandan tasarruf adı altında şişirebilirsiniz.Arkadaşlarınızı zamandan tasarruf adı altında satabilirsiniz.Annenizi zamandan tasarruf adı altında duymayabilirsiniz. vs. vs.
Liste uzun insanın aklına binlerce uyarlama alanı geliyor.Her türlü leş işi zamandan tasarruf kılıfına geçirebilirsiniz. Sanki dışarı çıkmadan önce sırtınıza geçirdiğiniz bir yelekmişcesine universal bir kullanım alanına sahip.
Aslında değil.Onu bu kadar etkin kılan bizim onu kötüye ve işimize göre yorabilme yeteneğimiz.
Yetenekden çok isteğimiz.Hani tabiri caizse uysada uymasada ... durum bunun gibi birşey. Korkmamız gerekiyor değilmi bence evet sizce ? nereye kadar ? Bilmiyorum dayandığı yere kadar sizce ?
Liste uzun insanın aklına binlerce uyarlama alanı geliyor.Her türlü leş işi zamandan tasarruf kılıfına geçirebilirsiniz. Sanki dışarı çıkmadan önce sırtınıza geçirdiğiniz bir yelekmişcesine universal bir kullanım alanına sahip.
Aslında değil.Onu bu kadar etkin kılan bizim onu kötüye ve işimize göre yorabilme yeteneğimiz.
Yetenekden çok isteğimiz.Hani tabiri caizse uysada uymasada ... durum bunun gibi birşey. Korkmamız gerekiyor değilmi bence evet sizce ? nereye kadar ? Bilmiyorum dayandığı yere kadar sizce ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)