Uyuşturur insanı., hissiz olursun.
Sanki gücünü alır , isteksizleştirir.
Kendini gergin ve atakta hissedersin , seni harekete zorlar.
Şimdi farkediyorumda soğuk olmak en iyisiymiş.
Katı olmak, titremek ama vazgeçmemek.
Dayanıklılığın son raddesine zorlamak, güçlenmek ve devama zorlanmak.
Hayatta kalmak ve bu süreyi uzatmak .....
Soğuk , içimi ısırıyor, dik tutuyor.
hissizleştiriyor, hatta unutturuyor.
Ne dağlıyorum, ne tütün basıyorum..
Üşüyorum , sadece üşüyorum ...
Karanlıkta , tek başına ve
üşüyorum....
Belki yıllar geçecek , belki ömür bitecek.
Hep aynı kalacağım..
aynı, sabit ve
Donuk...
Bazıları anlamını sordu. Bazıları üzerinde bile durmadı. Milyarların paylaştığı bir ortamda o hep eşsiz olmaya çalışsada genellemelere kurban gitti.Oysaki kafasında şunlar yankılanıyordu "İnsan olmanın onuru için . Eşsizliğin gerçek anlamını yaşamak için........ Gerçek nedir ? Gerçekte nedir ? Ya siz ?
28 Nisan 2009 Salı
Son kurşun...
Hayat ile çarpışmamda cephanesiz kaldım.
Susuzdum, açtım. Dost bir ele , melek bir yüze hasrettim.
Hani derler ya son bir sıkımlık kurşunu kalmak,
işte o şekilde son bir kurşun sıkıp herşeyi değiştirebilecek bir mucize bekledim.
Çok uzun bekledim, yorgunum.
Sonra o çıkageldi.
Yaralarımın nerede olduğunu sormadan bildi.
Yüreğime su serpti.Ruhuma sevinç , içime umut oldu.
Son kurşunumu sıkmak için ayağa kalktım.
Bu kurşun ile hayatı yenecektim.
Onun için yenecektim, sevdiğim için....
Sonra bir Truva atı olu verdi melek yüzlüm.
İçim acıdı son kurşunumla..
Sanki hayata değil beynime sıkmıştım ..
Yorgunum.
Yaşlandım ve savaşmaktan yoruldum.
Geride kalan son adam olmayı kabul ettim artık.
Bildiğim yoldan gitmeyide , içimi kurutmayıda kabullendim.
Artık vazgeçtim beklentilerimden.
Geride bırakılmanın, yani yalnız olmanın gerçeğini kabullendim.
Çok üzgünüm ve bir o kadar da kızgınım.
İçimde bunlar dışında duygu kalmadı.
Son yeşeren filizide kopardılar.
Yorgunum .
Artık ne sevebilirim , ne de insan olabilirim...
Yorgunum.
Ayakta durmakta zorlanıyorum.
Sanki yumuşayan kalbim değilde bedenimmiş gibi , desteksiz, külçe gibi yığılıverdim.
Ayakta durmam gerek, dik olmam gerek.
Bunun için katı olmam sertleşmem gerek.
Kalbim yok artık , bana aklım gerek....
Susuzdum, açtım. Dost bir ele , melek bir yüze hasrettim.
Hani derler ya son bir sıkımlık kurşunu kalmak,
işte o şekilde son bir kurşun sıkıp herşeyi değiştirebilecek bir mucize bekledim.
Çok uzun bekledim, yorgunum.
Sonra o çıkageldi.
Yaralarımın nerede olduğunu sormadan bildi.
Yüreğime su serpti.Ruhuma sevinç , içime umut oldu.
Son kurşunumu sıkmak için ayağa kalktım.
Bu kurşun ile hayatı yenecektim.
Onun için yenecektim, sevdiğim için....
Sonra bir Truva atı olu verdi melek yüzlüm.
İçim acıdı son kurşunumla..
Sanki hayata değil beynime sıkmıştım ..
Yorgunum.
Yaşlandım ve savaşmaktan yoruldum.
Geride kalan son adam olmayı kabul ettim artık.
Bildiğim yoldan gitmeyide , içimi kurutmayıda kabullendim.
Artık vazgeçtim beklentilerimden.
Geride bırakılmanın, yani yalnız olmanın gerçeğini kabullendim.
Çok üzgünüm ve bir o kadar da kızgınım.
İçimde bunlar dışında duygu kalmadı.
Son yeşeren filizide kopardılar.
Yorgunum .
Artık ne sevebilirim , ne de insan olabilirim...
Yorgunum.
Ayakta durmakta zorlanıyorum.
Sanki yumuşayan kalbim değilde bedenimmiş gibi , desteksiz, külçe gibi yığılıverdim.
Ayakta durmam gerek, dik olmam gerek.
Bunun için katı olmam sertleşmem gerek.
Kalbim yok artık , bana aklım gerek....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)