Öksürürken beyni yerinden oynayacak gibiydi.
Burnu tıkanmış, boğazı öksürüğün veridiği tahrişi yaşıyordu. Tabiri caiz ise tam bir mızmız hasta durumundaydı.
Gerçi kuyruğu dik tutmaya devam ediyordu. Hasta olduğunu masasındaki ıhlamur bardakları , üzerindeki polar ve sesindeki değişiklik dışında anlayamazlardı.
Kendi kendine teşhisini koymuştu. Sebebi bildiği gibi sonucuda biliyordu.
İki bilemedin üç gün sürecek bir rahatsızlıktı bu. Tabi kendisi müdahele etmezse daha da uzayabilirdi.
Uzun zamandır ekonomi yapmak adına öğle yemeklerini geçiştiriyordu. Akşam yemeklerini de geçiştirdiğini düşünürsek vitamin alabileceği hiç birşey kalmamıştı. Kendine bakmaya yeniden başlaması biraz masraflı olacaksa da yapılacak birşey yoktu. Bütün bunlar esnasında yalnızlığı bir kere daha düşündü. Aklındaki model ile yaşadığını örtüştürmeye çalışması sektelere uğruyordu. Kendinden emin tavrından vazgeçmedi.
Kendi ile başbaşa kalsa bile bu tavırdan vazgeçmiyordu. Mutlak doğru gibi bir kavram olmadığından ötürü şahsi değer yargıları edinmişti yerine. Gerçi var olan oluşumdan farklılıkları fazla değildi. Sadece daha katıyve basitti .Bu katılık onu ince ayrıntılar ile uğraşırken kati analizlere sürüklese de halinden şikayetçi değildi.
Sakince yemeğini yedi. Bu sefer zamanın nasıl aktığını fark etmemişti bile. İşlerini bitirdiğinde geriye kalan zamanda neler yapabileceğini düşündü. Kendi açısından bekleme sürecindeydi. Öyle bir gidişata oturtmuştuki işleri , bir süre sadece küçük rota düzeltmeleri ile ilerleyen bir gemi gibiydi herşey.
Saatlerin geçmesini ama kendi için iyi geçmesini istedi. Performansındaki düşüklük onu rahatsız etsede bu ona yaşlandığını bir kere daha gösteriyor olmuştu.Yolunun sonunu düşündü. düşünürken düşünmeye çok vakit ayırdığınıda düşünmüştü. Acaba diğerleri haklımıydı ? Hayatı olduğu gibi alıp, sürüklenmelere izin vermek daha mı doğruydu ?
Belkide soru "doğrudan" çok "kolay " şeklinde olmalıydı. Çoğu kimsenin hayatı kolay yolu ile yaşadığını, kolaylıkların sürekli olarak artması ilede olayların özünden uzaklaştıklarını düşündü. Hayat basit olmalıydı ama kolay değil.
Zaten basitliğin içerisindeyken bu kadar mükemmel ve karmaşık gelmesi bizim kendi yetersizliğimizin sonucu diye geçirdi zihninden .Hayatı elma kurdu olarak yaşayacak değildi. Yenmek veya yemek şekline basite de indirgeyemezdi. Aklının neden var olduğunu bir kere daha sonuca bağlamaya çalıştı. Var olan aklı ve bilgisi, yani kapasitesi sadece hayatını sürdürmek için gelişmiş olamazdı. İhtiyaçları bir hayvandan daha fazla ise o taktirde sınırlarıda bir hayvanınkinden geniş olmalıydı. Peki neden bir hayvan gibi yapıyordu yaşamdaki tercihlerini ? Şuan bile bedeni dürtülerine yenik düşebilirdi.
Bu kadar basitti aslında. Dışında taşıdığı kılıf ile içinde taşıdığı arasındaki mücadele belkide en eski düşünürlerin bile ele aldığı bir konuydu. Yinede bir sonuca ulaştıramamalarına anlam veremiyordu ama vermeye çalışıyordu. "Galiba yoruluyorlar"dedi kendi kendine. Kolay değildi üzerinde yürüdüğü toprağın ve onun üzerinde yükselen hayatın cazibesine ve şartlarına rağmen yaşamak. Yaşamın içindeydi ve yaşam onun dışından akarak kendini yabancılaştırmasına neden oluyordu. içinde eriyip bir bütün olamamıştı. Yaşam dediği şey o kadar hızlı akıp gidiyordu ki , kendi ritmi ile onunkini birşeştirmesi ne yazıkki mümkün değildi. Yaparsa belli bir süre sonra tökezlemeye mecburdu. Kim olsa tökezlemeye mecburdu. Sistem bunun üzerine kurulmuştu. Böylece tökezleyen düşüyor ardından gelen onun üzerinden yükseliyordu. Bu şekilde sürekli yükselen ama anlamsızca ve amaçsızca yükselen bir çıta vardı. Bir süre sonra çıtayı taşıyan değerler ortadan kalktı . Çıtanın kendisi yükselmeye devam edip karanlıkta böcekleri kendisine çeken bir ışık gibi olmuştu. Herşey o kadar çok yönlü ve o derece hızlıydı ki kendine zaman ayırması mümkün değildi.sistem kurucuları kendilerini bunun dışında tutmayı bilmişlerdi. "Güzel bir manuplasyon tekniği, saçma sapan şeylerle meşgul et ve aptal kölelerden oluşan bir güruhun olsun. Senin gösterdiğine koşsun. Bencilce koşsun. Bölünerek, küçülerek koşsun" Düşmanını sevmesede stratejisine hayran kalmıştı.Ya oyunu oynayacaktı , yada oyunun dışına çıkacaktı. Doğası gereği herşeyi dışına çıkmaya eğilimliydi. Oda öyle yaptı. Şimdi alabildiğine yalnızdı. Sorumlulukları kısıtlı, beklentileri sade ve güvenliydi. Şimdi oyunun dışına çıkmaya başlamıştı ama kendini orada tutmak kolay olmayacaktı. Yinede mücadele ettiği şeyler karmaşık olsada kendince içerisi ve dışarısı diye ikiye ayırabilmişti görüşünüde gülüşünüde. İçinde tuttuğu çekirdeği korumak istercesine kendine sarılmak istedi. Belkide yalnızlığını geçiştirmek içinde bir hamleydi. Engel oldu dürtüsüne. Normalde herşeye engel olup kontrollü yaşadığı gibi yalnızlığıda kontrollü yaşıyordu.
Tüm bu olan biteni ve koşuşturmacayı gereksiz gördü. Kaybolmak değil var olmak istiyordu. Belki geride kalıp ,belki gözden uzakta ama var olmak istiyordu işte. Kimsenin yıkamayacağı kadar güçlü, herşeyin akışına direnecek kadar kararlı. Öylece durdu bir an. Sonrasını öncesini düşünmeden durdu. Zamanın bile durduğunu düşünerek , hatta hissetmeye çalışarak durdu. Sanki vitesi değiştirmek için debriyaja basmak gibiydi yaptığı. Tüm vücudu bu karmaşadan uzakta olsa nasıl hissedeceğini bilemiyordu. Sadece olabildiğince dingin bir hisse ulaşmaya çalıştı. Sonrasında ağır ağır seslendirdi düşüncelerini.
"Ben" dedi. " Önce ben var olmalıyım. Zaman bana göre akmalı, yediğimden ve kokladığımdan kendime göre keyif almalıyım. Kendimi geliştirip gerçek anlamda daha fazlasını almalıyım" diye düşündü. Bu kadarı ile yetinmek , ne aklının nede merakının sınırlarını zorlamadan , bedeninin üzerinde tam kontrol sağlamadan öylece oturmak ona göre değildi. Hakkı bu olamazdı yaşamın ve mücadelenin. İnsan olmak böyle birşey olmamalıydı. " Yaşam hak ettiği şekilde yaşanmalı, aceleyle değil, karmaşayla değil. Yalın tatların hazzıda çıkartılmalıyım. Yedi rengi bilmeden binlercesi ile uğraşmanın anlamı yok. Hayvanlara benzeyeceksem bu aklın bu bedende yeri yok" dedi . Daha doğrusu dudaklarından yayılan titreşimler bu anlama geliyordu.
Galiba sadece onun için bu anlama geliyordu..
Bazıları anlamını sordu. Bazıları üzerinde bile durmadı. Milyarların paylaştığı bir ortamda o hep eşsiz olmaya çalışsada genellemelere kurban gitti.Oysaki kafasında şunlar yankılanıyordu "İnsan olmanın onuru için . Eşsizliğin gerçek anlamını yaşamak için........ Gerçek nedir ? Gerçekte nedir ? Ya siz ?
12 Mart 2010 Cuma
11 Mart 2010 Perşembe
İş başında 6
Eve geldiğinde fazla birşey ile ilgilenmek istemedi. Bir süredir üzerinde olan boşvermişlik halen etkisini koruyordu.
Televizyon ile vakit geçirmeyi tercih etti. Akvaryumun ışığını yakıp hayvanın yeterince güneşlenmesini sağladıktan sonra duraksamadan ani bir şekilde boş tabağa uzanıp aldı. Şaşırtıcıydı ki hayvan ürkmemişti bile. Yeniden tabağı doldurup yerine koyarkende aynı yöntemi izledi. Sonuç şaşırtıcıydı. Yemeğini yemesi için onu yalnız bıraktı ve birşeyler atıştırmak üzere mutfağa döndü. Son birkaç gündür kaçırdığı kantar topuzu git gide rahatsız ediyordu onu. Bir işaret bekler gibiydi, Sanki bir olayın beklentisi içerindeydi, hani " şu olsun sonra " cümlesi için gerekli bir tetikleme gibiydi.Yemeğini isteksizce tüketti. Çevresine bakıp sınırdaki karmaşa içerisindeki düzene göz gezdirdi. İçinden hala birşey yapmak gelmediği için uyku tulumuna girip isteksizce uyumaya çalıştı. Zamanın geçmesini istesede dinlenmeyi ve ertesi günkü işleride düşündüğünden gözü saatte takılı olarak ne kadar uyuyabilirse o kadar uyudu. Saat gece yarısını bulduğunda operasyon için işyerine gitmesi gerekiyordu. Kullanacağı ekipmanı hazırlamayı erteledi. Onun yerine bitmek tükenmek bilmez bezginlik içerisinde uyku tulumuna sarılıp gözlerine kadar çekti ve bir peçenin ardından izler gibi televizyona daldı.
Bir süre sonra bir ses ile içine girdiği halden uzaklaştı. Akvaryumdan gelen ses üzerine artık hayvan ile ilgilenmesi gerektiğini fark etmişti. Kalkıp akvaryumun yanına gitti. Ani bir hareket ile hayvanı kavradı.
Korkmuş gözükmüyordu aksine gayet sakindi. Parmağını başının üzerinde boydan boya gezdirmeye başladığında gözlerini kapatan hayvan ağızını açmış ve boynundan yukarısını gerginleştirip beni sev dercesine uzanmıştı. İnce narin yapısına bu gerginliği ve uzun vücudu ile alabildiğine çekici gözüküyordu.
Hayvana her ne kadar soğuk yakıştırması yapılsada bir seksapeli olduğuna inanıyordu. Sonuçta yürüyüşünden duruşuna kadar kendine has bir vakurluk ve gövde gösterisi mevcuttu. Henüz yavru olmasına rağmen sanki küçültülmüş ölçekte bir yetişkin yada uzaktan izlenen bir ergin edasındaydı. Vahşi hayvanın elinde gayet rahat bir şekilde otururcasına durması hoşuna gitmiş , sevdikçe keyif ile aralanan ağızından pembe kısımları görmesi değişik bir tür sempati duymasına nedne olmuştu. Göğüsüne yaklaştırıp başının üzerini öptü. Sonra boynuna yakın bir şekilde yerleştirip ısınması için kafasını ona yasladı. Boynu ile geniş omzu arasında kendine yer bulan hayvan sessizce oraya yerleşti.kıpırdamadan durmasının verdiği cesaret ile yediklerinin artıklarını tepsisi ile kaldırdı. Bulaşıklarını yıkayıp tekrar salona döndüğünde içinden sadece yatmak geçiyordu. Tekrar uyku tulumunun altına girdi. Onu bir battaniye gibi kullanmayı tercih ediyor ama fermuarını tam açmadığı için her seferince ufak mücadeleler sergiliyordu. Hayvanı boynundan alıp göğüsüne yerleştirdi. elini üzerine kapatıp huzurlu uykusunu kesmemesini sağladığında fark ettiği birşey oldu. Her ne kadar soğukta üşümesede rüzgar için aynı şeyi söyleyemezdi. Rüzgar ile gerçekten kendini kötü hissedebiliyordu ve şuanda ciğerlerine giden soluk borusunda yanma olduğunu fark etti." Sanırım üşüttüm , hemde sağlam " diye söylendi.
Sabah işe tekrar döndüğünde tuhaf bir biçimde enerjikti.Gerçi operasyondan sonra buraya geri döneceğini düşünmemişti. Soğuk havada belki yanıltıcı bir his bile olsa performansının arttığını ve dinçleştiğini hissetmek onda yine bu dünyaya ait olmadığı hissini yarattı.Durum ne olursa olsun yine buradaydı. Her zamankinden daha spor giyinmiş, neşesi üst seviyelere ulaşmış şekilde çevrede dolanıyordu. Bu ruh halinde birazda iyi geçen gece operasyonunun etkiside vardı. Hatta tuhaftır ki normalde onun uzmanlıklarını kale almayan iş arkadaşları bile dün geceki operasyonda uzun bir süre onunla konuşup yapılacakları belirlemek ve analiz için uğraşmışlardı.
Egosu ister istemez okşanmış hatta belkide biraz hak ettiğini almış hissediyordu. Yinede sabahın körüne ayarlanmış bir toplantı aslında şuan için istediği son şeydi. Yinede sakin kaldı ve bunuda avantaja çevirip çeviremeyeceğini düşünmeye odaklandı.
Toplantının ertelenmesi boşuna gelmesinden dolayı canını sıksa da ,ona yüzyüze görüşmede markaj yapma şansı sağlamıştı. Aslında olması gerekenin ve yapılması gerekenin nasıl gerçekleştirilmesini gösterme şansıydı elindeki ve oda bunu kullandı
Yarım saat kadar sonra önünde yeni bir modelleme ve daha farklı bir stratejik yaklaşım vardı. Elde ettiği bilgileri ve kurduğu yeni oyun stratejisini sorumlu müdürü ile paylaştığında sorumlu müdür telefonun ucunda ağızını kapatmaya çalışmaktan başka birşey yapamadı. Yaptıkları ile git gide operasyonların içinde sınırlı sorumluluğunu fikir bazında yükseltiyor ve kendi yükselişinin sessiz darbesini hazırlıyordu. Yükselmeye çalışırken unutmaması gereken şey ayağını bastığı balçığa kendisini taşıma adına fazla güvenmemesiydi.
Az önce attığı adımların destekleyici yan planlarını gözden geçirirken işini bitirmiş olduğu dizüstünü toparlamaya başladı. Aklında en az iki ayrı alternatif plan daha oluşmuştu. Şimdi duruma yada işin gidişatındaki eğime göre konumunu koruyabileceğini düşündü alternatifleri vardı. " Düşünmek yetmez , emin olmalıyım " diye geçirdi içinden. Çantasını alıp emin adımlarla masasında uzaklaşırken çevresindekilere farklı bir elektrik yaydığını hissetti. Karizmasındaki bu artışın tek sebebinin edindiği başarının verdiği özgüven olduğunu bilmek onu keyilendiriyordu. Yüzünde yine o çarpık gülümsemesi belirmişti. Bakışları cam asansörün dışına kayarken göz ucu ile tam önünde durup onu dikkatle süzen genç kızı seyrederek çoktan şarkısını mırıldanmaya başlamıştı.
Televizyon ile vakit geçirmeyi tercih etti. Akvaryumun ışığını yakıp hayvanın yeterince güneşlenmesini sağladıktan sonra duraksamadan ani bir şekilde boş tabağa uzanıp aldı. Şaşırtıcıydı ki hayvan ürkmemişti bile. Yeniden tabağı doldurup yerine koyarkende aynı yöntemi izledi. Sonuç şaşırtıcıydı. Yemeğini yemesi için onu yalnız bıraktı ve birşeyler atıştırmak üzere mutfağa döndü. Son birkaç gündür kaçırdığı kantar topuzu git gide rahatsız ediyordu onu. Bir işaret bekler gibiydi, Sanki bir olayın beklentisi içerindeydi, hani " şu olsun sonra " cümlesi için gerekli bir tetikleme gibiydi.Yemeğini isteksizce tüketti. Çevresine bakıp sınırdaki karmaşa içerisindeki düzene göz gezdirdi. İçinden hala birşey yapmak gelmediği için uyku tulumuna girip isteksizce uyumaya çalıştı. Zamanın geçmesini istesede dinlenmeyi ve ertesi günkü işleride düşündüğünden gözü saatte takılı olarak ne kadar uyuyabilirse o kadar uyudu. Saat gece yarısını bulduğunda operasyon için işyerine gitmesi gerekiyordu. Kullanacağı ekipmanı hazırlamayı erteledi. Onun yerine bitmek tükenmek bilmez bezginlik içerisinde uyku tulumuna sarılıp gözlerine kadar çekti ve bir peçenin ardından izler gibi televizyona daldı.
Bir süre sonra bir ses ile içine girdiği halden uzaklaştı. Akvaryumdan gelen ses üzerine artık hayvan ile ilgilenmesi gerektiğini fark etmişti. Kalkıp akvaryumun yanına gitti. Ani bir hareket ile hayvanı kavradı.
Korkmuş gözükmüyordu aksine gayet sakindi. Parmağını başının üzerinde boydan boya gezdirmeye başladığında gözlerini kapatan hayvan ağızını açmış ve boynundan yukarısını gerginleştirip beni sev dercesine uzanmıştı. İnce narin yapısına bu gerginliği ve uzun vücudu ile alabildiğine çekici gözüküyordu.
Hayvana her ne kadar soğuk yakıştırması yapılsada bir seksapeli olduğuna inanıyordu. Sonuçta yürüyüşünden duruşuna kadar kendine has bir vakurluk ve gövde gösterisi mevcuttu. Henüz yavru olmasına rağmen sanki küçültülmüş ölçekte bir yetişkin yada uzaktan izlenen bir ergin edasındaydı. Vahşi hayvanın elinde gayet rahat bir şekilde otururcasına durması hoşuna gitmiş , sevdikçe keyif ile aralanan ağızından pembe kısımları görmesi değişik bir tür sempati duymasına nedne olmuştu. Göğüsüne yaklaştırıp başının üzerini öptü. Sonra boynuna yakın bir şekilde yerleştirip ısınması için kafasını ona yasladı. Boynu ile geniş omzu arasında kendine yer bulan hayvan sessizce oraya yerleşti.kıpırdamadan durmasının verdiği cesaret ile yediklerinin artıklarını tepsisi ile kaldırdı. Bulaşıklarını yıkayıp tekrar salona döndüğünde içinden sadece yatmak geçiyordu. Tekrar uyku tulumunun altına girdi. Onu bir battaniye gibi kullanmayı tercih ediyor ama fermuarını tam açmadığı için her seferince ufak mücadeleler sergiliyordu. Hayvanı boynundan alıp göğüsüne yerleştirdi. elini üzerine kapatıp huzurlu uykusunu kesmemesini sağladığında fark ettiği birşey oldu. Her ne kadar soğukta üşümesede rüzgar için aynı şeyi söyleyemezdi. Rüzgar ile gerçekten kendini kötü hissedebiliyordu ve şuanda ciğerlerine giden soluk borusunda yanma olduğunu fark etti." Sanırım üşüttüm , hemde sağlam " diye söylendi.
Sabah işe tekrar döndüğünde tuhaf bir biçimde enerjikti.Gerçi operasyondan sonra buraya geri döneceğini düşünmemişti. Soğuk havada belki yanıltıcı bir his bile olsa performansının arttığını ve dinçleştiğini hissetmek onda yine bu dünyaya ait olmadığı hissini yarattı.Durum ne olursa olsun yine buradaydı. Her zamankinden daha spor giyinmiş, neşesi üst seviyelere ulaşmış şekilde çevrede dolanıyordu. Bu ruh halinde birazda iyi geçen gece operasyonunun etkiside vardı. Hatta tuhaftır ki normalde onun uzmanlıklarını kale almayan iş arkadaşları bile dün geceki operasyonda uzun bir süre onunla konuşup yapılacakları belirlemek ve analiz için uğraşmışlardı.
Egosu ister istemez okşanmış hatta belkide biraz hak ettiğini almış hissediyordu. Yinede sabahın körüne ayarlanmış bir toplantı aslında şuan için istediği son şeydi. Yinede sakin kaldı ve bunuda avantaja çevirip çeviremeyeceğini düşünmeye odaklandı.
Toplantının ertelenmesi boşuna gelmesinden dolayı canını sıksa da ,ona yüzyüze görüşmede markaj yapma şansı sağlamıştı. Aslında olması gerekenin ve yapılması gerekenin nasıl gerçekleştirilmesini gösterme şansıydı elindeki ve oda bunu kullandı
Yarım saat kadar sonra önünde yeni bir modelleme ve daha farklı bir stratejik yaklaşım vardı. Elde ettiği bilgileri ve kurduğu yeni oyun stratejisini sorumlu müdürü ile paylaştığında sorumlu müdür telefonun ucunda ağızını kapatmaya çalışmaktan başka birşey yapamadı. Yaptıkları ile git gide operasyonların içinde sınırlı sorumluluğunu fikir bazında yükseltiyor ve kendi yükselişinin sessiz darbesini hazırlıyordu. Yükselmeye çalışırken unutmaması gereken şey ayağını bastığı balçığa kendisini taşıma adına fazla güvenmemesiydi.
Az önce attığı adımların destekleyici yan planlarını gözden geçirirken işini bitirmiş olduğu dizüstünü toparlamaya başladı. Aklında en az iki ayrı alternatif plan daha oluşmuştu. Şimdi duruma yada işin gidişatındaki eğime göre konumunu koruyabileceğini düşündü alternatifleri vardı. " Düşünmek yetmez , emin olmalıyım " diye geçirdi içinden. Çantasını alıp emin adımlarla masasında uzaklaşırken çevresindekilere farklı bir elektrik yaydığını hissetti. Karizmasındaki bu artışın tek sebebinin edindiği başarının verdiği özgüven olduğunu bilmek onu keyilendiriyordu. Yüzünde yine o çarpık gülümsemesi belirmişti. Bakışları cam asansörün dışına kayarken göz ucu ile tam önünde durup onu dikkatle süzen genç kızı seyrederek çoktan şarkısını mırıldanmaya başlamıştı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)