Yapılması gerekenlere elim gitmiyor.
İçinde bulunduğum duruma isyan ediyorum.
Kendimi farkındayım, eriyorum.
Titreyen kollarım ya da dizlerim değil, içim.
Kaybettiğim ise kendim değilim sadece
ruhum , aklım, vicdanım hepsi akıyor ardı ardına açılan deliklerden.
Bir safra mıyım bedenim için ?
Yoksa külfet mi ruhumu bağlayan bedeni ayakta tutmak ?
Hangisi diğeri için daha hayırlı ?
Hangi ölüm daha iyi ?
Kalben mi ?
Aklen mi?
Bedenen mi?
Bazıları anlamını sordu. Bazıları üzerinde bile durmadı. Milyarların paylaştığı bir ortamda o hep eşsiz olmaya çalışsada genellemelere kurban gitti.Oysaki kafasında şunlar yankılanıyordu "İnsan olmanın onuru için . Eşsizliğin gerçek anlamını yaşamak için........ Gerçek nedir ? Gerçekte nedir ? Ya siz ?
31 Ağustos 2010 Salı
18 Ağustos 2010 Çarşamba
İş başında 19
Boş yaşadığımızın farkındamıyız ?
Önem verdiğimiz şeyler gerçekten ne kadar değere sahip?
Bu durumda değer nedir ?
Kısa vadeli düşüncelerin, aceleci sonuçlarının , ömürsüz isteklerini tatmin etmek peşinde koşuyoruz.
Sonrasında bu solmaya mahkum doyumların, ivedi çıkarımlarının telaşlı düşünceleri ne yazık ki benliğimizi doldurmaya yetmiyor.
Önceleri şişiriyoruz onları. Sonra bu kof görüntüye güvenip, yenilikleri üzerine bina ediyoruz.
Sonrasında durumumuz malum olsa bile hissedilen meçhuliyet den ibaret.
Şöyle bir bakıyorum geçmişime, incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler yapmışım , hem de gözümde dağlar kadar gözüküp, dünyaları yıkmama neden olmuş olarak. Ne benliğimi anlamışım, ne de benliklerini hayatımdaki insanların. Fazla düşünmeden üzerinde sadece yaşamışım, bir yenisinde değişmek üzere.
Hep ertelemişim, hiç sonu gelmeyecek bir geleceğe kendimi. Önümdekini kendi usullerim ile yenip , sahip olmam gerekenleri düşünmekten, anlamamışım doğasını yaşamanın, bilememişim ben demek ne demek.
Ben olmayı bilmeyen sen olmayı bilemez ki. Kendini bilmeyen seni nasıl tahmin eder ki ?
Genelde hep karşındakini düşünmek gerektiği söylenirken itiraz ederim buna , gerçek böyle değil.
Kendi içimizdeki boşluğa dolmadan, içimizi nelere açacağımızı bilmeden, aynada baktığına selam vermekten vaz geçmeden seni anlamak mümkün değil.
Dışarısı senler ile kaynıyor.
Sırada daha onlar var.
Anladıklarımın içerisinde bir tek kendim yokum.....
Önem verdiğimiz şeyler gerçekten ne kadar değere sahip?
Bu durumda değer nedir ?
Kısa vadeli düşüncelerin, aceleci sonuçlarının , ömürsüz isteklerini tatmin etmek peşinde koşuyoruz.
Sonrasında bu solmaya mahkum doyumların, ivedi çıkarımlarının telaşlı düşünceleri ne yazık ki benliğimizi doldurmaya yetmiyor.
Önceleri şişiriyoruz onları. Sonra bu kof görüntüye güvenip, yenilikleri üzerine bina ediyoruz.
Sonrasında durumumuz malum olsa bile hissedilen meçhuliyet den ibaret.
Şöyle bir bakıyorum geçmişime, incir çekirdeğini doldurmayacak şeyler yapmışım , hem de gözümde dağlar kadar gözüküp, dünyaları yıkmama neden olmuş olarak. Ne benliğimi anlamışım, ne de benliklerini hayatımdaki insanların. Fazla düşünmeden üzerinde sadece yaşamışım, bir yenisinde değişmek üzere.
Hep ertelemişim, hiç sonu gelmeyecek bir geleceğe kendimi. Önümdekini kendi usullerim ile yenip , sahip olmam gerekenleri düşünmekten, anlamamışım doğasını yaşamanın, bilememişim ben demek ne demek.
Ben olmayı bilmeyen sen olmayı bilemez ki. Kendini bilmeyen seni nasıl tahmin eder ki ?
Genelde hep karşındakini düşünmek gerektiği söylenirken itiraz ederim buna , gerçek böyle değil.
Kendi içimizdeki boşluğa dolmadan, içimizi nelere açacağımızı bilmeden, aynada baktığına selam vermekten vaz geçmeden seni anlamak mümkün değil.
Dışarısı senler ile kaynıyor.
Sırada daha onlar var.
Anladıklarımın içerisinde bir tek kendim yokum.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)